goliathdds / goliathdds not kutusu

arkadaşları neler demişler?

13.01.1987 doğumlu, 21 yaşında. şu an yaşadığı yer İstanbul.

    bir melodi dolaşır kulağımda, resimler geçer gider gözümün önünden, standart ve klasik bir şekilde zaman da çaktırmadan akıp gider ömrümden… düşünürüm, gülerim, düşünürüm, sevinirim, düşünürüm ve düşerim tüm yargılarımdan aşağıya tepetaklak… koparım konularımdan, kollarımdan bacaklarımdan; koparım veyahut herhangi bir fiili gerçekleştiririm akla ilk gelenlerinden, “koşmak” hariç olmak şartıyla… eteklerim tutuşur bir deyim bulayım diye, etiketlerim yapışır onlarsız yapmaya alışık olmadığımdan anlaşılacağı üzere… her zaman olduğu gibi yine 3 noktalara takarım kafamı, içinden çıkamaz onlara atarım tüm suçlarımı yine yazarken, yine yaşarken, yine şaşarken tüm dikkatsizliklerime… cümlelerim hiç bitmediğinden değildir noktalarım, çoktan bittiklerindendir aslında, bastıra bastıra noktalarım hepsini açmak üzere olduğum tüm boşluklarımı kapatmak üzere…

    bir melodi dolaşır kulağımda, bir elveda gamına inat buyur edercesine… gözyaşları akıtıp ıslatmak isterim tüm kurumuş duygularımı, kurulmuş saatlerden nefret etmek isterim ama hiç aklıma gelmez o uyku sersemliği haliyle, hem de sabahın en köre yakın vaktinde… kelimelere akıtmaya çalışırım ruhumun bir parçasını, ve hep bu anda başarız olmaktan korkarım hiç bitmeyen bir özgüvensizlikle; ne “ama” ne de “lakin” diyebilirim, ne bir eleştiri dinleyebilirim, ne de eleştirilerimi eleştirebilirim; duygularımı ekleştiririm birbirine; birbirine en bağlı olmaması gereken cümleleri kaç noktalı virgül ile kullanabildiğimi görmek istercesine…

    bir melodi dolaşır kulağımda, o kadar çok çalar ki duymaz hale gelirim, o kadar çalınır ki sevdiceklerim vurdumduymaz hale gelirim istemeye istemeye… yastığa sarılıp uyurum, analiz ederler beni; dinlemezler anlatamam, dinleseler de anlatamam; 3 noktamı ekleştiririm iğneyle sınav kağıdımın köşesine… uyku tutmaz bir türlü, en çok uyunması gereken bir gece yolculuğuna çıkarım penceresiz zihnimde… sonucunu bildiğim ama hangi yoldan gideceğimi bir türlü çözemediğim bir denklemle boğuşurum, ne kadar bilinmeyen olduğu bile bilemiyorken ben “o”nu ararım; “x”den ziyade…

    bir melodi dolaşır kulağımda ve ben sana el sallarım, kim olduğunu bilmesem de… yine bir elveda gamında “hoşçakal” güftesi dökülür dilimden “güle güle” demek yerine, bulmak istediğim gibi bırakırım seni bulduğum yeri, gamsız kedersiz dokurum yollarımı; asfaltına buruk “mer” parçalarını dökerim “ha” ile karıştırıp, yanıma “ba”ları alır giderim kulağımda durmak bilmeyen melodi döngümle… bir melodi dolaşır kafamda birbirine ve ben seni beklerim bana geleceğin yolda hoşgelmişliğin ile birlikte…

    goliathdds   10 Aralık 2007 16:14