goliathdds / goliathdds not kutusuarkadaşları neler demişler?
Biz büyüdük ve kirlenmedi dünya aslında, birer büyüydük aslında biz büyüklerimizin yaşamlarına… Sadece bu yüklerle doğmuştuk hepimiz omuzlarımızda ve kaytan bıyıklı ağabeylerimiz vardı önümüzde kaytaranlardan ziyade, ziyadesiyle hem de… Bilemedik bilinçsizdik, acılarla, korkularla bileylendik aslında; bileklerimiz kesikti, dileklerimiz de öyle bir bakıma… Hep bakıma ihtiyacımız vardı koşmak için başarılara ama rakımımız asla yeterice yüksek değildi ulaşmak için doruklara; hep yarımdı, hep yaramdı bu işte bağrımda… Duyulmazdı bağırmalarımız ve gariptir ki doyulmazdı tüm bu yalnızlıklarımıza, ağarırdık ağır ağır beyaz tenlerimizle yakıcı güneşlerin altında… İmladan önce “inna ateyna”lar öğrenmiştik hepimiz, miniktik –evet ben bile-, gittik bilmediğimiz yollardan tanımadığımız kollara… Biz büyüdük ve kirlenmedi dünya aslında… Biz küçüktük ve bilmezdik dünya ile kir ilişkisini aslında, silmezdik gözyaşlarımızı yastıklara ve korkmazdık haykırmaktan. Gerçi çekinirdik kalp ya da vazo kırmaya ama annemizin hatırınaydı tüm bunlar, ve şimdi de güzel hatıralar oldular o zamanlara… O zamansız taşkınlıklarımızla doluyduk ağzımıza kadar ve keder kelimesinden habersizdik; belki densizdik ama şanslıydık ikiyüzlülüklerden haberdar olmayışımıza bakıldığında. Eksiktik belki, eksilttik geri kalan günlerimizi ama gülenlerdendik, güven verdik birbirimize ve güvendik kayıtsızca. Kesiktik belki ama kesindik, öğrenmeye açtık ve bu yüzden açtık kendimizi tüm darbe vuruculara… Biz küçüktük ama bilmezdik dünya ile kir ilişkisini aslında… Biz çalışırdık ama öğrenemezdik kirlenmeyi dünya yollarında, bıçkındık ama asla bıkkın değildik, iyi kötü sanrılarımızla sarılmıştık –sanırım- sancılarımıza… Sözlerimiz kayıptı, ayıptı bakmak yüksek duvarlarımızın üstünden yasak ovalara ve biz yeni terleyen bıyıklıları biçenleri seyrederdik gizli gizli parmak uçlarımızda… Anlamsızdı belki o anlar, kaçak anılardı ama köşe bucak aranırlardı kafalarımızda, kapılarımıza doluşurlardı sonra da… Saf aşklar hayal ederdik el tutarken utandıklarımızdan; hayâsız değildik, olsa olsa biraz özel hayatsızdık ama bu bir engel değildi “onunla” evlenip mutlu olduğumuz rüyalarımıza… Biz çalışırdık ama öğrenemezdik kirlenmeyi dünya yollarında… Biz yürüdüğümüz yollarda gizli –ve kirli- sandık dünyayı aslında… Mutlak saflık peşinde koştuk mutfak rafındaki çikolatadan sonra… Mağduruz ama mağruruz tüm aradığımız kaybetmişliklerimizin peşinde ama bilmeyiz ki mağlûbuz tüm oyunlarının sonunda… Biz büyüdük ve kirlenmedi dünya aslında, biz kirlendik onun çamurlu ayakları altında… goliathdds 12 Aralık 2007 10:55 |