goliathdds / goliathdds not kutusu

arkadaşları neler demişler?

13.01.1987 doğumlu, 21 yaşında. şu an yaşadığı yer İstanbul.

    soğuktu… açık pencereden dışarı vermişti başını ve rüzgarı öpüyordu gözleri kapalı… yüzünde hiçbir anlam barındırmıyordu, zihni bomboştu. burnu hafif kırmızıydı, dudaklarına bilinçsiz bir kıpırdama hakimdi ve uzun sakalı güçlü esintiye inat hareketsizdi. gözleri kırmızıydı ve göz çukurlarından aşağıya inen iki kurumuş gözyaşı çizgisi ay ışığında belli ediyorlardı kendilerini. karanlıktı ve karanlık olan şey sadece yüksek binaların gölgelerine gizlenmiş sokak değildi, kendisi de karanlıktı tüm zihni, tüm bedeniyle… elleri titriyordu, soğuktan çok az evvel yaşadıklarından ötürüydü bunun nedeni ama henüz farkında değildi. sadece o, gece ve rüzgar vardı; sadece bu gece ve rüzgar vardı…

    pencere önündeki mermere dayadığı elleri soğuktan acımaya başlayınca farketti üşüdüğünü… içeri girip odaya bakındı biraz, zihninin büyük boşluğunda etraf yeni yeni anlam kazanmaktaydı… kendi odasında olduğunu anladı, beyin fonksiyonları yavaş yavaş geri gelmekteydi. bir şey sorgulamadı, bir şey düşünmedi, sadece birkaç adım attı odanın merkezine doğru. kendini iyi hissetmediğini hissediyordu, göğüs kafesinin tam ortasından vücuduna yayılan bir ateş dalgası ile kavuruluyordu sanki bedeni… kötü bir kabustan yeni uyanmış gibiydi ve şimdi neyin gerçek neyin rüya olduğunu algılamaya çalışıyordu büyük bir çabayla. bedenine hafif bir telaş hakim olmaya başlamıştı ve şakaklarında ter damlaları belirmekteydi; tüm bu hislerin gerçekliğini reddetmeye çalışmaktaydı bir nevi… rüyası yavaş yavaş renk kazanıyordu zihninde, sahneler kopuk kopuk kendilerini gösterip yeniden derinlere kaçıyorlardı o yakalayamadan. yakın olduğunu hissediyordu ama çıkaramıyordu bir türlü görüntüleri. yatağının ucuna oturup düşünmeye devam etti bir süre kayıp, sıcak anılarını…

    yavaş yavaş zihninin kontrolünü eline geçirmiş, anılarını geri getirmişti ama şimdi de rüya sandığı tüm gerçeklerin yalan olduğuna inanmaya zorluyordu kendisini… tüm yaşadıkları keskin bıçak darbeleri olarak geçmekteydi gözlerinin önünden ve her biri boğazını bir kez daha düğümlemekteydi… gözleri kapıya çevrilmişti ama kafasındaki tek bir kişiyi görmekteydi o an aslında. acı içinde sarsılan vücuduna bu görüntü ile ufak da olsa bir parça huzur geldiğini hissediyordu, o yeryüzünde onun en sevdiği kişiydi… görüntü bir süre tüm sakinliğiyle dans etti çevresinde ve o da büyük bir keyifle izledi sevdiceğini… ama hayallere dalmış gözleri birden kötü görüntüler getirmeye başladı önüne, yeniden büyük bir acı dalgasına giriyordu yavaş yavaş… yine sevdiceği vardı gözleri önünde, tüm güzelliği ile çıplak bir halde ama yanındaki kendisi değildi. büyük büyük acılar saplanmaya başlamıştı zihnine; göz pınarları yeniden dolmuştu ve hiç bitmeyecekmişcesine akıtmaya başlamışları yeniden gözyaşlarını… anlaşılmaz sesler çıkarmaya başlamıştı, midesi bulanıyordu, öksüremiyordu ve boğulacak gibi hissediyordu kendini. görüntü kesik kesik devam ediyordu hareketlerine ve her seferinde daha fazla bağırıyordu kendi kendine, ne dediğini bilmeden. sevdiğinin nefeslerini ve zevk çığlıklarını duyuyordu, ağlıyordu, bağırıyordu bu işkence üzerine, içten içten yalvarıyordu bitmesi için… başını ellerinin arasına almıştı ve sağa sola sallıyordu tüm yüklerini silkelemek için üstünden, kısılmış sesi ile inlemeye devam ediyordu bir yandan… kurtulmaya çalışıyordu ama kurtaramıyordu kendini; büyük bir nefret büyüyordu içinde bu acı karşısında, savaşıyordu kontolünü yeniden kazanmak için. tüm hücreleri öfkeyle dolmuştu, herhangi birinde değildi bu öfke, ne ona ne de kendisineydi, kime sinirleneceğini bile bilmiyordu aslında… gözyaşlarıyla ıslanmış halıya dikilmişti kan çanağı gözleri, kalan gözyaşı damlaları nedeniyle buğuluydu gördükleri, birkaç kez göz kırpıp akıttı kalan yaşları yanaklarından halıya… gözleri yeniden etrafındakileri görmeye başladı, boğazındaki düğümü yutkundu öfkesiyle beraber ve derin bir nefes aldı uzun zamandır hava girmeyen ciğerlerinden içeri.

    ayağa kalktı, yüzünde yeniden o anlamsız ifade belirmişti. krizi atlattığını anlayacak kadar gelmişti bilinci, boğazında kalan öfke taneciklerini de kendine yöneltmişti rezilliği için. zihni yeniden bomboş kalmıştı, çevresine bakındı yeninden amaçsızca… masasına yönelip sandalyesine oturdu ve çerçevedeki sevdiğinin fotoğrafına baktı uzun uzun. zarif hatlarını inceledi tüm hayranlığıyla, asla doyamayacakmışcasına baktı meleksi suratına… parmağıyla yanaklarını okşadı çerçeve camını hiçe sayarcasına, dokunuşlarında onun tenini hissetti yeniden tüm yumuşaklığıyla. bir öpücük kondurdu fotoğrafın ıslak sıcak dudaklarına ve tüm özlemiyle beraber derin derin kokladı tenini… o narin bedene sarılmak istedi yeniden, yeniden istedi onu kollarına almayı, yeniden istedi onu delicesine sevmeyi tüm benliğiyle…

    sandalyeden kalkıp pencereye yöneldi ve açık pencereden dışarı verdi bedenini… rüzgarı öptü gözleri kapalı ve sardı tüm bedeniyle kaldırımda yatan sevdiceğini…

    goliathdds   27 Aralık 2007 23:50